"Ot" komponentli turk maqollari
- Oğlan babadan görür at oynatmasını, kız anadan görür sofra donatmasını. (N.A.,729)
- Oğlan doğur at gibi yat, kız doğur it gibi yat. (N.A.,729)
- Okta da var yayda da, altındaki tayda da. (N.A.,733)
- Ormanda atı yok, borandan havfı yok. (N.A.,709)
- Ortak atın beli sakat olur. (Ö.A.A.,402)
- Osmanlı’yı at yıkar Türk’ü inat. (N.A.,738)
- Osmanlının ayağı üzengide gerek. (Ö.A.A.,402)
- Ölümün atı yüğrük olur. (N.A.,749)
- Rahvan at çabuk yorulur. (N.A.,764)
- Sakar kısrağın yalama tayı olur. (N.A.,772)
- Sefil atın tepmesi şiddetli olur. (N.A.,778)
- Sen dede ben dede bu atı kim tımar ede (Ö.A.A.,423)
- Sen zort, ben zort, ata kim vere ot. (N.A.,782)
- Susamış at, suyun bulanık olduğuna bakmaz. (N.A.,803)
- Tay at oluncaya kadar issi fevt olur. (N.A.,824)
- Tay besleyen ata biner. (N.A.,824)
- Tay iken oynamadık at mı olur. (N.A.,824)
- Tay seğirtir, çul sallanır; aç ile çıplak şenlenir. (N.A.,824)
- Tay, babasını geçer (N.A.,824)
- Tok at özüne kamçı vurdurmaz. (N.A.,835)
- Torluğunda oynamadık tay olmaz. (N.A.,836)
- Tutulan beygir harman döver. (N.A.,837)
- Tutulan kısrak harman oldurur. (N.A.,838)
- Türkmen işler Tat yer, eşek işler at yer. (N.A.,844)
- Üzengiye ayak koyunca giden at, eve gelince yüze gülen avrat. (N.A.,852)
- Üzengiye basan, ata da biner. (N.A.,852)
- Ya ata bıçak ya düşmana kaçak. (N.A.,861)
- Yabancı beygire binen aykırı iner. (N.A.,863)
- Yağmurda düşmanın koyunu dostun atı düşmanın koyunu satılsın. (Ö.A.A.,464)
- Yal vakti itten yem vakti attan sakınmalı (N.A.,868)
- Yalnızlıktan doğru sözüm mat oldu, kartlığımda aygır başım at oldu. (N.A.,870)
- Yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birini boşa, birini sat. (Ö.A.A.,25)
- Yaş at içindir. (N.A.,876)
- Yaşı at pazarında sorarlar. (Ö.A.A.,468)
- Yavaş atın nalbandı çok olur. (N.A.,878)
- Yavaş atın tekmesi berk olur.
- Yavuz (yürük) at yemini(yavuz it ününü) artırır. (Ö.A.A.,470)
- Yavuz at ayıbını kendi örter. (N.A.,879)
- Yavuz at ıssına domuz götürür. (N.A.,879)
- Yavuz at sahibini yabanda bırakmaz. (N.A.,879)
- Yavuz at, meydanda belli olur. (N.A.,879)
- Yaya gözüyle at, bekâr gözü ile avrat alınmaz. (N.A.,880)
- Yayanın atı çarık gücü azık. (N.A.,880)
- Yaz yağmuru atın yelesini besler. (N.A.,881)
- Yeğin atı çulundan bilmezler. (N.A.,884)
- Yemlikler boş kalınca, atlar tepişir. (N.A.,886)
- Yiğidin karısı, atın dorusu. (N.A.,895)
- Yiğit bindiği attan belli olur. (N.A.,896)
- Yiğit odur attan düşse atlana, yiğit odur her yaraya katlana. (N.A.,897)
- Yiğit yiğide at bağışlar. (Ö.A.A.,477)
- Yoksul âlâ ata binse, selam almaz. (Ö.A.A.,478)
- Yokuşun başında ata arpa kâr etmez. (Yokuşun dibinde ata arpa verilmez.) (N.A.,901)
- Yolcunun atı tavlanmaz. (N.A.,902)
- Yorgun ata kamçı ağır gelir. (N.A.,903)
- Yörük atın dizginine dokunma. (N.A.,904)
- Yularsız ata binilmez. (Ö.A.A.,479)
- Yumuşak huylu atın çiftesi pek olur. (Ö.A.A.,479)
- Yük altında çok küheylanlar var. (N.A.,905)
- Yürük ata kamçı olmaz.(Yürük at kamçı değdirmez.) (Ö.A.A.,480)
- Yürük ata paha olmaz. (Ö.A.A.,481)
- Zayıf ata kargalar da biner. (N.A.,912)
- Zebun atta hüner çok ama yürümeye takat yok. (N.A.,912)